29 Mayıs 2010 Cumartesi

heyecan

patron gelince çalışıyomuş gibi yaptım sonra heycanlandım.
bide iş yerindeki ablamız yavrıım radyasyonu alsın diyerek kaktüs koydu masanın ortasına.
ışın olsun dalga olsun radyasyon ve radyoaktivite olsun bunlar hep kaktüsle çözülebilir.dikenleri var lan!!

8 Ocak 2010 Cuma

ama?

herşey dün kuaförde saçımı yıkayan 17sinde gösteren ama 23 olduğunu idda(bu kelimenin yazılışına hala tdk dan bakmadım varsın böyle olsun bundan sonra) eden emirhan isimli kardeşimin bana ohaa sen 23 müsün? valla 25-26 gösteriyosun demesinden sonra başladı.
halbuki 16 sında bara girerken valla 18 gösteriyosun denmesi ehe mehe diyerek ne kadar gurur verirdi ergen bünyeme.
sex and the city kıvamındaki bol kızlı arkadaş toplantılarında evlenmekten çocuktan falan bahsediyoruz artık.o da evlenmiş bu da bilmem noolmuş.aslında hiçbirimiz evlenmeye yatkın değiliz evlilik denilince öyyk böyyk diyoruz ama ben söyleyim bunun da az zamanı kaldı.takriben 3-4 yıl sonra sit-comlardaki tatlı ve kariyerli kadıncıklar olarak ayyy osman bana hala evlenme teklif etmedi naapsam acabağğ kızlaar diycez.oturup osmanın huriye ye nasıl evlenme teklif etmesini sağlicağımızı falan konuşcaz.
yine ergenliğe rastlayan 'hayat bana karşı hep çok acımasızdı' dönemlerimde hep ulu spagetti canavarına yalvarırdım. 'biliyorum bigün fikrim değişecek ve çocuk doğurmak isticem.spagetti noolur eğer böyle düşündüğüm bi zaman gelirse kısır olduğumu öğrenip bu düşünceden kurtulayım'. şimdi de tv de falan bebek gördüğümde aslında iyi gibi lan diyorum.
az sonra bi iş görüşmesine gidicem belki olur , belki olmaz. ama işverenimi söyleyim DEVLET.yaaa canım cicim.ben devlette yapamam devlet bana ne vermişki ben ona emeğimi vereyim, memurmu olucam lan öyyk ayaklarım da bitiyo.iş verseler eşşek gibi kabul edicem diimi ama?
bakalım daha neler görücez.asla yapamam ruhuma aykırı ,ölürüm daha iyi dediğim şeyleri yaparken kendimi nerelerde nasıl görücem.
telli duvaklı gelin de olursam alnıma enayi dövmesini beraberinde yaptırırım daha iyi diyorum şimdilik.bikaç seneye görüşürüz..

25 Aralık 2009 Cuma

militarizm, alkol ve bizim çocuklar

ahh ne sevdalar yitip gittiler yiğitler vatana borçlarını öderken. bi saniye olmadı.

askerlik çok saçma bir şey. evet bu oldu. bu eksende devam edelim.

ey devlet nasıl oluyor da sen insanların hayatından ayları, yılları rızaları olmadan çalıyorsun? sana bu hakkı ben vermedim, allah da vermedi. kim verdi olm delirtme beni??? çok tepkiliyim. tepkili olduğum kadar da naifim ama. elime vur ekmeğimi al o derece. çünkü çaresizim, yapacak bir küçük çükük skim bişeyim bile yok. kendimi askeriyenin önüne bağlasam yaka paça götürürler. eylem yapsam yine 10 kişi oluruz. dolayısıyla yapacak bir şeyimin olmadığı bir konu hakkında yazmak da eziklik.

naif diye bi kavram yok bu arada. kalmadı artık yani. biz ona ezik diyoruz kendi aramızda. modern zamanların insanı getirdiği nokta bu. oysa eskiden öyle miymiş? naiflik takdire şayan bir tavırmış. eski filmlerde iltifatlar vardır mesela : "bu gece ne kadar da naifsiniz kuzum" der kadın adama. şimdi öyle bi tip gelse süklüm püklüm, "öee lan tipe bak yanlış ayarda yıkamışlar büzülmüş" falan deriz. vahşi kapitalizmin son numarası, hatta son da değil bayadır var bu. biz ortaokuldayken çıkmıştı ilk galiba, bu da doksanların ikinci yarısına rastlar. yani kapitalizmin resmen kazanmasının cicim yılları. ezik denirdi naif insanlara, ve biz ezik olmamak için çabalardık. olmadık da. bu konuda kendimizi başarılı sayabilirim. ezik olmamanın bedeli ise bazen ağır oldu. terbiyesiz olduk, asi olduk. çünkü bizden üç beş kuşak önceki insanlar anlayamadı kapitalizmin ne menem bir şey olduğunu ve bizim naif olamayacağımızı, olursak yitip gideceğimizi. biz çocuklarımıza bunu yapmayacağız, onlara naif olmayı asla öğütlemeyeceğiz. çünkü her şey daha da vahşilecek, dişler bilenecek, kılıçlar çekilecek. kılıcı olmayan hayatta kalamayacak. asla "bir"likte olunamayacak, sadece "bir" olunacak, "bir"ey olunacak. birlikteliğin güzelliğini bizim tattığımız kadar bile tadamayacaklar. tek başlarına ayakta kalmayı öğrenmek zorunda kalacaklar. kimseye güvenmeyecekler. askere bile gitmeyecekler belki.

antimilitarist olmak ayrı bir konu, ama eğer bir gün birlikte olmanın tadını sadece askere giderek yaşayabileceğimiz bir çağ gelirse, kızları da alsınlar askere.

20 Aralık 2009 Pazar

Muhalefet ,zeitgeist ve v for vandetta üzerine


Açıkcası ismimi bildiğimden okuyup yazmaya başladığımdan beri politikanın ortasındayım. Annem ve babam malum 12 eylül zedeleri işkenceler ,mahkumiyet, ölen arkadaşlar ve bunların mirası hala kabuslar. Konuşmaya yeni başladığımda ukala bi velet edasıyla her kelimeyi düzgün söylermişim annem de sinirlenir bu ne biçim çocuk azcık dili sürçsün su yerine ‘cu’ desin biz de gülelim diye bana enternasyonal, oligarşi falan dedirtirmiş. Hikayemiz bu zamanlardan başlıyor yani.

13 yaşında elimde (elime sığmayan) das kapital le öğrenci hareketlerine katılırken ve genel olarak okuduklarımdan hiçbirşey anlayamazken şahane bir elitizm tutkusu vardı haliyle. Öğrendiğimiz tek lider Mustafa Kemal Atatürk ,onun ilkelerini savunmak en büyük solculuk ve tabiiki hepimiz de birer devrimciydik. Aile geleneği stalinist yapının ve sscb nin ne kadar inanılmaz mükemmel şeyler olduğunu gerçekleşen katliamları ‘kansız devrim olmaz’ diyerek yıllarca savunduk durduk. Ha şimdi sorarsanız hanfendü senin yaşın kaç, nedir bu serzenişin diye cevabım dün boktum bugün koktumdur efendim.

Zaman geçtikçe okuduğum şeylere tekrar döndüm. Utanmadan sıkılmadan sosyalizmi hatta felsefeye girişi bile tekrar okudum ve anladım ki ulan ne malmışım. Troçki gibi şahane bi adam varken o bıyıklının nesini sevmişim :p Neyse en nihayetinde küçücük ufacık içi dolu turşucukken başlayan marksist devrimci geleneğimle dünyanın kurtuluşununun sürekli devrimden geçmesini savunarak ezilen her bireyin ve toplumun yanında olmaya çalışarak , sürekli o sıkıldığınız ve bazen off trafiği kitlemişler yine dediğiniz kalabalıkların içine karışarak geçti ömrümün baharları :)

Ama ey sen zeitgeist çı olum sen ne ayaksın? Valla 2 tane filmini izledim gelsin bilen biri bana anlatsın. Nedir bu modern dünya aydın sanıcısı be? Daha önce abd yi ,dinin kitlelerin afyonu olduğunu veya ne biliyim tv nin insanları uyuşturduğunu bilmiyomuyduk da bu şahane eser bizim zihnimizi açtı? Ha çamur at izi kalsın manasında demiyorum. Filmde bahsi geçen çoğu şeye katılıyorum amma ve lakin olayınız ne lan?

Ee evet dünya boktan biyer kapitalizm herkesin yaşamından bişeyler sömürüyo evet patronlar var ve evet din diye bişey bence de yok. Peki önerileriniz nedir gençler? Napalım biz şimdi ? adamlar liberalistinden faşistine sosyalistinden teokrasisine oturmuş doktrinler yazmış binlerce sayfa. Mesela adam diyoki piyasada serbestlik mesela diyoki sınıfsız toplum veya diyoki kralım olsun bokunu yiyim. Peki sizce dünya ekonomik yapı olarak nasıl yönetilmeli ki en güzeli olsun? Toplumsal sınıflar nasıl olmalı sizce, zanaaatkar sınıf nambır van olsun diğerleri ikinci sınıf takılsın mı?

Anlamadım ben bu işi. Bişey için şikayetin varsa önerin de olmalı dimi güzel kardeşim. Ben şimdi gelip senin elinden metal müziğini ve serzenişler bloglarını alsam bunun yerine bişey vermeliyim ki seni daha mutlu etmeliyim dimi ama?

(v for la ilgili yazmadım uzun oldu diye başka bi bahara artık )

14 Aralık 2009 Pazartesi

son dakika!!


ünlü latin yıldız Shakira bir Türk dergisi olan 'hey girl' e verdiği röportajda hepimizi şaşkına çeviren şeyler söyledi :
'sevgilimle şahin k filmleri izleyip sevişiyoruz.İkimizin de sekse bakış açısını değiştirdi.Bize yatakta özgür olmamız ve sınırları zorlamamız gerektiğini öğreten bu yüce insana saygı için doğacak çocuğumun adına alejandro şahin koyacağım,bunun için de gerekirse bütün yasal sınırları zorlayacağım.' dedi.
Porno sektörüne bomba gibi düşen bu açıklama sonrası yetkililer büyük bir panik içinde şahin k.'yla sözleşme imzalama yarışına girerken bir şok edici gelişme daha yaşandı.Şahin baba artık iktidarsız olduğunu bundan sonra kendini hizmetçi veya ağanın kızı yerine çayıra çimene vereceğini açıkladı.(bb ajans)

10 Aralık 2009 Perşembe

Labor of love


Yani adam diyor ki "hatır işi". Bu isimle şarkı da var ama neyse o şimdilik konu değil. Hatır için çiğ tavuk yenir diye de laf var, ve konu bu. Birilerine iyilik yaparken artısını eksisini, getirisini götürüsünü düşünmüyorsan, hatır işi oluyor. Bunları düşünürsen hatır işi değil yani çıkar ilişkisi. Etik olan tanım bu şekilde. E bunlar düşünmezsen iyilik değil yani. Bugünlerde kafam bununla biraz meşgul. Her gün durmadan birilerine, onları iyi hissettirecek şeyler yapıyoruz, söylüyoruz. Allah var içimden gelerek yapıyorum ben. Ama yaptıktan sonra kötü hissediyorum bazen. O "yapma" anında düşünmüyorsun tabi bunu da, sonrasında bi mallık çöküyo insana. Hemen sorgulamaya başlıyosun. "Hmm ben bunu yaptım ama acaba gerçekten haketti mi?" ya da "günü gelince o da bana aynısını yapar mı?" filan. Bunu yaşamadığın tipler de var, ki onlar ne yapıldıysa hakettiler sav amin. Onlar için bişey yapınca koymuyor.

Çok fazla yapmak dedim de aklıma başka bir şey geldi. Yapmakla etmek arasındaki fark. Bunu da araştırmak bi sonuca varmak lazım. Dil çok acayip bi oluşum. Türkçe daha da acayip ve benim türkçem gittikçe daha da bozuluyor. (Argo kısmı hariç, onu her gün geliştiriyorum şükürler olsun.) Örneğin bu blogun diğer yazarı ile aramızda leb demeden leblebiyi, şıp demeden şıpırdağı anlayabildiğimiz bir ortak dil anlayışımız var. Bizim için iyi, blog için kötü bir haber bu, yani bir iyi bir kötü haberim var. Ne dediğimizi çözebilirseniz çok eğleneceğiz, çözemezseniz de blog maceramız adeta patlamış bir balon misali fısırdayarak uzay boşluğunda kaybolacak.

Ps: Norveçte görülen acayip ışıklar hakkında da fikir belirtebilirsiniz. Bence aurora borealis onlar. Ufo olamaz, bu tip gizemlere inanmıyorum.

9 Aralık 2009 Çarşamba

erkeklerin yakışıklı hemcinslerine kusur bulması sendromu kısaca (EYHKBS)


kıskanılmak kıskanmak belirli ölçülerde güzel şeyler (hatta acayip az ölçüde falan)
ama yani tv de gördüğün taş gibi bi erkeğe patates kafalı diyosan burda bi sorun var demektir.

evet gayet de başıma geldi.müzikal açıdan hiçbir bağlantım olmadığı halde murat boz adlı şarkıcının kliplerinden inanılmaz bir haz alıyorum.izlerken ohh vahh diye yakınıyorum.
bu her insanın bünyesinde yatan güzele hayranlık duygusunun içine biraz şehvet serpiştirilmiş hali evet bunu da kabul ediyorum ama adama neden bok atmak zorunda hissediyosun kendini ey sevdiceğim?
ben senin porno karılarına bakıp ayy ojeleri çok çirkinmiş ööyyk tırnakları da ne uzun makyajı hiç olmamış desem sen demezmisin bana tırnaktan banane ben memelerine bakıyorum poposuna bakıyorum diye?
peki sorarım sana murat bozun kafasının yapısı veya içindekiler neden beni alakadar etsin?
ben onun kafayla bel arasında kalan kısmıyla alakadarım.

peki ben bunu nasıl yapsam etsem de ataerkil topluma bağlasam?
tabiki de bağlicam
şimdi bu kadın dediğinle başlayan cümlecikler varya hah tam işin sırrı da burda.
erkek adam porno izler yolda gördüğü kadının poposuna bakmak ona doğumnda bahşedilmiş bi haktır ama kadın bi erkeğin poposuna baktığında ya kaşar olur (ki genelde bu olur) ya da sapık olur.
burdan gel gel gel azcık sağ yap hah tam orası da kadının bi erkek vücudunu beğendiğinde verilen tepkidir.hödükcüklerimiz alışmamıştır buna.yakışıklı erkekler ya gaydir ya da mutlaka bi kusuru vardır.
iyi de sevdiceğim ben sadece onu tv de gördüğümde beğeniyorum.kas manyağı olsam senle işim ne giderim spor salonlarından bi abaza bulurum takılırım diimi ama sen nasıl film sektöründe(!) çalışan bi kadınla beraber olmicaksan ben de üfle püfle diye şarkı söyleyen bi herifi yanımda dolaştırmam diimi ama?
tamam gel hadi barışalım :)