
Yani adam diyor ki "hatır işi". Bu isimle şarkı da var ama neyse o şimdilik konu değil. Hatır için çiğ tavuk yenir diye de laf var, ve konu bu. Birilerine iyilik yaparken artısını eksisini, getirisini götürüsünü düşünmüyorsan, hatır işi oluyor. Bunları düşünürsen hatır işi değil yani çıkar ilişkisi. Etik olan tanım bu şekilde. E bunlar düşünmezsen iyilik değil yani. Bugünlerde kafam bununla biraz meşgul. Her gün durmadan birilerine, onları iyi hissettirecek şeyler yapıyoruz, söylüyoruz. Allah var içimden gelerek yapıyorum ben. Ama yaptıktan sonra kötü hissediyorum bazen. O "yapma" anında düşünmüyorsun tabi bunu da, sonrasında bi mallık çöküyo insana. Hemen sorgulamaya başlıyosun. "Hmm ben bunu yaptım ama acaba gerçekten haketti mi?" ya da "günü gelince o da bana aynısını yapar mı?" filan. Bunu yaşamadığın tipler de var, ki onlar ne yapıldıysa hakettiler sav amin. Onlar için bişey yapınca koymuyor.
Çok fazla yapmak dedim de aklıma başka bir şey geldi. Yapmakla etmek arasındaki fark. Bunu da araştırmak bi sonuca varmak lazım. Dil çok acayip bi oluşum. Türkçe daha da acayip ve benim türkçem gittikçe daha da bozuluyor. (Argo kısmı hariç, onu her gün geliştiriyorum şükürler olsun.) Örneğin bu blogun diğer yazarı ile aramızda leb demeden leblebiyi, şıp demeden şıpırdağı anlayabildiğimiz bir ortak dil anlayışımız var. Bizim için iyi, blog için kötü bir haber bu, yani bir iyi bir kötü haberim var. Ne dediğimizi çözebilirseniz çok eğleneceğiz, çözemezseniz de blog maceramız adeta patlamış bir balon misali fısırdayarak uzay boşluğunda kaybolacak.
Ps: Norveçte görülen acayip ışıklar hakkında da fikir belirtebilirsiniz. Bence aurora borealis onlar. Ufo olamaz, bu tip gizemlere inanmıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder